Ortak Akıl Politika Geliştirme
İnsan ve Haysiyet | Enis TÜTÜNCÜ

İNSAN ve HAYSİYET – Enis Tütüncü

İnsan nedir?

Felsefe, din, hukuk ve siyaset yüzyıllardır bu soruya cevap arıyor. Oysa bütün uzun cevapların öncesinde yalın bir gerçek var:

İnsan, doğuştan haysiyet sahibidir. İnsan olduğu için.

Haysiyet, insanın doğuştan sahip olduğu onur ve saygınlığıdır. Devlet vermez, toplum bağışlamaz, makam kazandırmaz, servet satın alamaz.

İnsanlar her bakımdan aynı değildir; fakat insanın değeri bakımından aynı onur ve saygınlığın sahibidir. Makam insanın yetkisini artırabilir; değerini artırmaz. Yoksulluk imkânlarını azaltabilir; değerini azaltmaz.

Bu nedenle insanları “haysiyetli” ve “haysiyetsiz” diye ayırmak yanlıştır. İnsan haysiyetini kaybetmez. Ama haysiyeti yıpratılabilir.

Bazen bu yıpranma sessizce yaşanır.

Yıllarca okuyan genç, iş bulabilmek için “Kimi tanıyoruz?” diye sorduğunda…

Yurttaş, devlet kapısında hakkını isterken sesini alçaltmak zorunda hissettiğinde…

Karşımıza temel bir soru çıkar:

İnsan başı dik yaşayabiliyor mu?

Yoksulluk, işsizlik, yardım almak ya da başkasına ihtiyaç duymak insanın değerini azaltmaz. Asıl sorun, insanın güçsüzlüğünün onu bağımlı kılmanın aracına dönüştürülmesidir.

İnsanı yardım almak değil, hakkı olan yardımı lütuf gibi almak zorunda bırakmak yıpratır.

İşe girmek için torpil, devlet hizmetine ulaşmak için aracı, sosyal yardım için siyasi yakınlık gerekiyorsa hak lütfa dönüşmeye başlar.

Hak, lütfa dönüştüğü anda insanın haysiyeti yıpranır.

Özgürlük de burada anlamını bulur. Özgürlük, haysiyetin yanına eklenmiş ikinci bir üst değer değil; insan haysiyetinin doğal sonucudur.

İnsan düşünebilmeli, sorgulayabilmeli, hakkını korkmadan arayabilmeli ve geleceğini kendi aklı, emeği ve iradesiyle kurabilmelidir.

Ama haysiyet yalnız “benim hakkım” demek değildir.

Kendi haysiyetine sahip çıkmak, başkasının haysiyetine saygı göstermekle başlar.

Peki devlet?

Devlet insana haysiyet vermez. İnsan devletten önce de haysiyet sahibidir. Devletin görevi bu değeri tanımak ve korumaktır.

Dahası:

İnsan haysiyeti, devlet gücünün aşamayacağı sınırdır.

Devlet yönetebilir, kural koyabilir ve hukuk içinde yaptırım uygulayabilir. Ama hiçbir yetki ona insanı aşağılatma, korkutma veya hakkını lütfa dönüştürme hakkı vermez.

Yetki devlete aittir; haysiyet insana.

Cumhuriyetin büyük tarihsel başarısı da burada aranmalıdır. Cumhuriyet insana haysiyet kazandırmadı; insanın doğuştan sahip olduğu haysiyeti yurttaşlık düzeninin temeline yerleştirdi.

Kul ve tebaadan yurttaşa geçiş yalnız bir yönetim biçimi değişikliği değildir. İnsan artık iktidarın yönetilen nesnesi değil; egemenliğin sahibi ve Cumhuriyetin öznesidir.

Cumhuriyetin bir Haysiyet Devrimi olarak anlamı budur.

Hedef “haysiyetli insan” yaratmak değildir.

İnsan zaten doğuştan haysiyet sahibidir. İnsan olduğu için.

Asıl görev, insanın haysiyetini yıpratan koşulları değiştirmek; kendi aklı, emeği ve iradesiyle başı dik yaşayabileceği bir düzen kurmaktır.

Çünkü devlet de, hukuk da, ekonomi de, siyaset de insan için vardır.

Önce insan. Çünkü insan değerlidir. Yalnızca insan olduğu için.

Enis Tütüncü

Sosyal Medya

Bizi takip edin, birlikte daha güçlüyüz...